Vail İbnu Hucr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam'a bir adam geldi, bir başkasını kayışla bağlamış getiriyordu. "Ey Allah'ın Resûlü! Bu, kardeşimi öldürdü!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Doğru mu, kardeşini mi öldürdün?" diye sordu. Getiren adam: "Şayet itiraz etmezsi, aleyhine beyyine getirebilirim!" dedi. Öbürü: "Evet kardeşini öldürdüm!" diye itiraf etti. Aleyhissalatu vesselam: "Nasıl öldürdün?" diye sordu. Adam açıkladı: "O ve ben bir ağaçtan yaprak çırpıyorduk, bana küfredip beni kızdırdı, ben de baltayla başına vurup öldürdüm." Müslim, Kasame 32, (1680); Ebu Davud, Diyat 3, (4499, 4500, 4501); Nesai, Kasame 5, (8, 13-18). Ebu Davud şu ziyadede bulundu: "Ben onu öldürmeyi düşünmemiştim." Resûlullah aleyhissalatu vesselam: "Kendinden ödeyeceğin bir şeyin var mı?" diye sordu. Adam: "Beniş şu elbise ve baltamdan başka bir şeyim yodk!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Ne dersin, kavmin seni satın alır mı (fidyeni öder mi)?" buyurdu. Adam: "Ben kavmim nazarında o kadar kıymetli değilim ki!" dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam kayıştan ipi getiren adama attı ve "Al adamını!" buyurdu. Adam onu alıp oradan ayrıldı. Onlar dönünce Aleyhissalatu vesselam: "Eğer onu öldürürse, o da onun mislidir" buyurdular. Adam geri gelip: "Ey Allah'ın Resûlü! "Eğer onu öldürürse o da onun mislidir" dediğiniz bana ulaştı. Oysa ben onu sizin emriniz üzerine aldım" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Sen onun hem kendi günahı ve hem de (öldürdüğü) arkadaşının günahıyla dönmesini istemiyor musun?" buyurdu. Adam: "Evet ey Allah'ın Resûlü!" deyince Aleyhissalatu vesselam: "Bu iş böyledir!" buyurdu. Bunun üzerine adam kayışı atıp, adamı serbest bıraktı." | Vail İbnu Hucr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam'a bir adam geldi, bir başkasını kayışla bağlamış getiriyordu. "Ey Allah'ın Resûlü! Bu, kardeşimi öldürdü!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Doğru mu, kardeşini mi öldürdün?" diye sordu. Getiren adam: "Şayet itiraz etmezsi, aleyhine beyyine getirebilirim!" dedi. Öbürü: "Evet kardeşini öldürdüm!" diye itiraf etti. Aleyhissalatu vesselam: "Nasıl öldürdün?" diye sordu. Adam açıkladı: "O ve ben bir ağaçtan yaprak çırpıyorduk, bana küfredip beni kızdırdı, ben de baltayla başına vurup öldürdüm." Müslim, Kasame 32, (1680); Ebu Davud, Diyat 3, (4499, 4500, 4501); Nesai, Kasame 5, (8, 13-18). Ebu Davud şu ziyadede bulundu: "Ben onu öldürmeyi düşünmemiştim." Resûlullah aleyhissalatu vesselam: "Kendinden ödeyeceğin bir şeyin var mı?" diye sordu. Adam: "Beniş şu elbise ve baltamdan başka bir şeyim yodk!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Ne dersin, kavmin seni satın alır mı (fidyeni öder mi)?" buyurdu. Adam: "Ben kavmim nazarında o kadar kıymetli değilim ki!" dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam kayıştan ipi getiren adama attı ve "Al adamını!" buyurdu. Adam onu alıp oradan ayrıldı. Onlar dönünce Aleyhissalatu vesselam: "Eğer onu öldürürse, o da onun mislidir" buyurdular. Adam geri gelip: "Ey Allah'ın Resûlü! "Eğer onu öldürürse o da onun mislidir" dediğiniz bana ulaştı. Oysa ben onu sizin emriniz üzerine aldım" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Sen onun hem kendi günahı ve hem de (öldürdüğü) arkadaşının günahıyla dönmesini istemiyor musun?" buyurdu. Adam: "Evet ey Allah'ın Resûlü!" deyince Aleyhissalatu vesselam: "Bu iş böyledir!" buyurdu. Bunun üzerine adam kayışı atıp, adamı serbest bıraktı." | İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "(Babam) Hz. Ömer (radıyallahu anh) buyurdu ki: "Kim cemretu'1-Akabe'ye taşını atar, sonra traş olur veya kısaltır ve de -yanında olduğu takdirde- kurbanını keserse, kendisine ihramlı iken haram olanlardan -kadına temas ve koku hariç- hepsi helal olur. Bunların haramlığı Beytullah'a yapacağı ifaza tavafına kadar devam eder. İfaza yapınca onlar da helal olur." | Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Kim güzel bir şekilde abdest alır, müslüman kardeşine, sevap düşüncesiyle hasta ziyaretinde bulunursa, cehennemden yetmiş yılllık yürüme mesafesi uzaklaştırılır." Sabit dedi ki: "Ey Ebu Hamza, harif nedir? diye Enes'ten sordum. Bana: "Yıl!" diye cevap verdi." | Urve anlatıyor: "Esma Bintu Ebi Bekr (radıyallahu anhüma), ihramlı olduğnu halde, sarı renkli giysiler giyerdi. Ancak bunlarda za'feran olmazdı." | Ebu Bekre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir gün: " Sizden bir rüya gören var mı?" diye sual buyurdular. Cemaatten bir adam: "- Evet ben (şöyle bir rüya gördüm): Sanki gökten inmiş bir terazi vardı. Siz ve Ebu Bekir tartıldınız. Sen, Ebu Bekir'den ağır geldin. Ebu Bekir'le Ömer de tartıldılar. Ebu Bekir ağır geldi. Sonra Ömer'le Osman tartıldılar. Ömer ağır bastı. Sonra terazi kaldırıldı" dedi. (Adam sözünü bitirince) Resûlullah (aleyhissalatu vesselamın mübarek yüzlerinde memnuniyetsizlik gördük." | Abdullah İbnu Sa'd el-Ensari radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam'a hayızlı kadınlarla beraber yemek hususunda sordum. "Onunla beraber yiyin!" buyurdular." | İbnu Ömer ve Ka'b İbnu Malik (radiyallahu anhum) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir seferden dönünce önce mescide uğrardı. Orada iki rekat namaz kılar, ondan sonra evine dönerdi." Nafi: "İbnu Ömer de Öyle yapardı" demiştir." | Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam, bana dediler ki: "Ey Ebu Zerr! Senin evden çıkıp Allah'ın kitabından bir ayet öğrenmen, senin için yüz rek'at namaz kılmandan daha hayırlıdır. Keza gidip ilimden bir bab (mevzu) öğrenmen -ki bu babla amel edilsin veya edilmesin- senin için bin rek'at namaz kılmandan daha hayırlıdır." | Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e (yahudiler tarafından) sihir yapıldı. Öyle ki, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yapmadığı bir şeyi yaptım vehmine düşüyordu. Bir gün benim yanımda iken Allah'a dua etti, sonra tekrar dua etti. Ve dedi ki: "Ey Aişe, hissettin mi, sorduğum hususta Allah bana fetva verdi?" "Hangi hususta Ey Allah'ın Resülü?" dedim. "İki kişi bana gelip, biri başucumda, diğeri de ayak tarafımda oturdu. Biri diğerine: "Bu zatın rahatsızlığı nedir?" dedi. Öbürü: "Büyüdür!" dedi. Önceki tekrar sordu: "Kim büyüledi?" Diğeri: "Lebid İbnu'l-Asam adındaki Beni Züreykli bir yahudi" diye cevap verdi. Öbürü: "Büyüyü neye yaptı?" dedi. Arkadaşı: "Bir tarakla saç döküntüsüne ve bir de erkek hurma tomurcuğunun içine!" cevabını verdi. Diğeri: "Pekala, şimdi nerede?" diye sordu. Arkadaşı: "Zervan kuyusunda!" cevabını verdi." Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Ashabından bir grupla birlikte (radıyallahu anhüm) kuyuya gitti, ona baktı, kuyunun üzerinde bir hurma vardı. Sonra benim yanıma dönüp: "Ey Aişe! AIIah'a yemin olsun, kuyunun suyu sanki kına ıslatılmış gibi (bulanık) ve (o kuyu iIe sulanan) hurma ağaçlarının başları da sanki şeytanların başIarı gibiydi!" dedi. Ben: "Ey Allah'ın Resülü! Onu (kuyudan) çıkardın mı?" diye sordum. "Hayır" dedi ve ilave etti: "Bana gelince, Allah bana afiyet Iütfetti ve şifa verdi. Ben ondan halka bir şer gelmesine sebep olmaktan korktum!" Resûlullah onun gömülmesini emretti ve yere gömüldü" | Beni Neccar'dan bir kadın demiştir ki: "Benim evim, Mescid-i Nebevi'nin etrafındaki en uzun ev idi. Bilal (radıyallahu anh), sabah ezanını evimin damında okurdu. Seher'den gelip, dama oturur vaktin girmesini gözetlerdi. Vaktin girdiğini görünce gerinir, sonra da: "Allah'ım sana hamdediyor, dinini (müslümanların) ikame etmeleri için, Kureyş'e karşı yardımını diliyorum" der, arkadan ezan okurdu." Kadın devamla der ki: "Vallahi, onun bu duayı terkettiği tek gece bilmiyorum!" | İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) şöyle demiştir: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), cinlere Kur'an okumadığı gibi, onları görmedi de. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir grup ashabıyla Ukaz panayırına gitmek niyetiyle yola çıktı. Bu esnada, şeytanlarla, semadan gelen haber arasına engel konmuş idi. (Bundan dolayı, mutad olarak semadan haber getiren) şeytanlar üzerine şahablar gönderildi. Böylece şeytanlar kavimlerine (eli boş ve habersiz) döndüler. Kavmi: "- Ne var, niye (boş) döndünüz?" diye sordular. Onlar: "- Bizimle semavi haber arasına mania kondu, üzerimize şahablar gönderildi. (Biz de kaçıp geri geldik)" dediler. "- Bu, dediler, yeni zuhur eden bir şey sebebiyle olmalı, arzın doğusunu ve batısını dolaşın, (bu engel hakkında bir haber getirin)." (Yeryüzünü taramak üzere gruplar halinde yola çıktılar. Bunlardan) Tihame tarafına giden bir grup, (Ukaz panayırına giderken yolda ashabıyla sabah namazı kılmakta olan Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e (Nehle denen yerde) rastladı. Kur'an-ı Kerim'in tilavetini duyunca durup kulak kabarttılar. "- Bizimle semavı haber arasına engel olan şey işte bu!" deyip kavimlerine döndüler. Onlara şöyle dediler: "- Biz hakiki hayranlık veren bir Kur'an dinledik ki o, Hakk'a ve doğruya götürüyor. Bundan dolayı biz de ona iman ettik. Rabbimize (bundan sonra) hiçbir şeyi asla ortak tutmayacağız.." (Cin 1-2) Bunun üzerine Cenab-ı Hakk Peygamberine (aleyhissalatu vesselam) vahyederek durumu bildirdi: "(Habibim) de ki: Bana şu hakikatler vahyolunmuştur: "Cinden bir zümre (benim Kur'an okuyuşumu) dinlemiş de (şöyle) söylemişler: "Bize, hakiki hayranlık veren bir Kur'an dinledik ki o, Hakk'a ve doğruya götürüyor..." (Cin 1-Cin'in sözü 15. ayette biter). | Habbab İbnu'l-Eret anlatıyor: "Cahiliye devrinde demirci idim. As İbnu Vail es-Sehmi'ye bir kılıç yaptım. Ücretimi almaya gelmiştim. -"Hayır, Muhammed'i inkar etmedikçe vermeyeceğim" dedi. Kendisine: -"Asla" Sen ölüp, Allah seni yeniden diriltinceye kadar ebediyyen onu inkar etmeyeceğim" dedim. -"Yani ben, öldükten sonra tekrar dirileceğim ha!" diye alaya aldı. Ben: -"Bundan ne şüphe!" deyince: -"Öyleyse bırak beni, öleyim de yeniden dirileyim. Bana bol mal ve evlat verilecek. O zaman sana olan borcumu eda ederim" dedi. Bunun üzerine şu ayet indi: "Ey Muhammed! Ayetlerimizi inkar eden ve: "Bana elbette mal ve çocuk verilecektir" diyeni gördün mü? O görülmeyeni mi biliyor, yoksa Rahman katından bir söz mü almıştır? Hayır söylediğini yazacağız ve onun azabını uzattıkça uzatacağız. Bahsettikleri şeyler bize kalacaktır. Kendisi bize tek başına gelecektir" (Meryem 80). | Sahiheyn'in diğer bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Hz. Aişe (radıyallahu anha)'nın yanında namazı bozan şeylerden söz açılmıştı. Bu meyanda köpek, eşek ve kadının da zikri geçti. Aişe (radıyallahu anha): "Bizi yine eşeklere ve köpeklere benzettiniz. Vallahi, ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ı kıblesiyle arasında yatakta yatar olduğum halde namaz kılarken gördüm. Benim için ihtiyaç hasıl olunca oturup onu rahatsız etmek istemezdim (yatağın) ayak tarafından sıyrılıp çıkardım.'' | Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bey'u'l-garar ve bey'u'l-hasatı yasakladı." | Hz. Cerir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam'a ani bakıştan sordum. Bana: "Nazarını hemen çevir!'' buyurdu.'' | Hz. Cabir anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) efendimiz buyurdular ki: "(Taharet maksadıyla) taş kullanmak tektir. Şeytana atılan taş tektir. Safa ile Merve arasında sa'y tektir, tavaf da tektir. Öyle ise sizden biri (taharet için) taş kullanacaksa bunu da tek kılsın." | Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Medine'yi, taşıdığı yüce hayra rağmen terkedecekler. Onu rızık arayanlar yani kuşlar ve kurtlar istila edecek. Oraya (en son gelecek) iki çoban bu maksadla Müzeyne'den çıkıp koyunlarını azarlayacaklar. Fakat Medine'yi vahşi hayvanlarla dolmuş bulacaklar. Seniyyetü'l-Veda'ya ulaştıkları vakit yüzüstü düşe(rek ölecek)ler." | Muttalib İbnu Abdillah İbni Kays İbnu Mahreme babası vasıtasıyla ceddinden anlattığına göre ceddi şöyle demiştir: "Ben ve Resûlullah aleyhissalatu vesselam Fil yılında doğduk." | Üsame İbnu Zeyd (radıyalahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim, kendisine yapılan bir iyliğe karşı, bunu yapana: "Cezakellahu hayran (Allah sana hayırlı mükafaat versin!)" derse teşekkürü en mükemmel şekilde yapmış olur." | Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam: "İnsan öldüğü zaman gözleri nasıl belerip kalıyor, görmez misiniz?" buyurmuştu. Cemaat: "Evet, görüyoruz!" dediler. Bunun üzerine: "İşte bu, gözünün, nefsini (çıkan ruhunu) takip etmesindendir!" buyurdular."  
 
       

- Adıyaman Grup Ravza Ekibi Facebook'ta

www.facebook.com/grupravza

 

 

 


 

 
 

 

 

 

 
 
 

Grup Ravza 2011

Her Hakkı Mahfuzdur

 

 

 
 

NEDEN RAVZA İSMİ ?
Ravza, bahçe ve cennet anlamına gelir.
Ravza-i Mutahhara ,alemlerin Efendisi Hz.Muhammed (as)’in medfun bulunduğu yerdir.
Ravza ismi dudaklarımızdan döküldüğü anda gül yüzlü Muhammed Mustafa düşer aklımıza. Gül kokusu üzerimize sinmiş Can Ahmed’i
,vuslat ümidiyle salat ve selam getirerek anarız.Dilimizden kalbimize iner usul usul bir
nur…Kainatın gülünü Sultanlar Sultanını azalarımızda yaşamak ne büyük onur.
Dünyalık gözlerimizle göremediğimiz ama görmeden çok sevdiğimiz sevgiliyi anlamak O’nun şefaatine götürecek tek yoldur bizler için.
İşte Ravza ismi kararan kalplerimize, bunalan gönüllerimize sükuneti yaşatır adeta.
Rasulullah’a aşkımızı, cemaline hayranlığımızı, kendisine hasretimizi salatu selamla ifade ederiz.
Ravza ismi salavat’a, Salavat Rasulullah’a Rasulullah ise bizleri Allah’a götürür. En son durak,en güzel dayanak Allah değil midir bizlere.
Yar’ı Baki’yi razı etmek değil mi tek dileğimiz. Rabbim kendi adını anmayı,Allah ismini yanına çok yakışan Muhammed Mustafa’yı anlamayı bizleri nasip eylesin.
Buna vesile olabilirsek nu mutlu bizlere.
Her programımıza Allah ve Rasulunu anma heyecanı ve aşkı ile başlarız.
Okuduğumuz ilahiler, kasideler,salatu selamlar bizi bir Mekke’ye götürür,bir Medine’ye.
Bütün güzellikleri yaşarız söylediklerimizle…
Düğümlerimizde, eğlencelerimizde sevinirken ölçülü olmamız gerektiğini,
Düğümlerimizde, eğlencelerimizde sevinirken ölçülü olmamız gerektiğini, bu ölçülü davranışımızla halkımızı ve onun güzide Peygamberini razı edeceğimizi biliyoruz.
Hem düğünlerimizde,hem cenazelerimizde sağanak sağanak rahmet yağdığını görmek
istiyorsak,meleklerin bize şahit olduğu,amel defterimize güzelliklerin yazıldığını ortamları oluşturmak zorundayız.Allah ve Rasulunun zikredildiği yerde rahmet olur,Şeytan duramaz orada.
İşte bu amaçla Ravza İlahi Grubu kuruldu.
Her türlü düğün, sünnet, nişan, kına, kutlu doğum programları,
ramazan ayı etkinlikleri, konserler ve özel günlerinizde vs. size hizmet etmenin
heyecanı içerisindeyiz. Rabbim muvaffak eylesin.
Cehennemi yaratan ama kullarını cennetinde yaşatmak isteyen Rabbimiz amellerimizi


halis kılsın. Bizleri sizlerden ayırmasın


Fatiha 2 Bakara 3 Al-i İmran 4 Nisa 5 Maide 6 Enam 7 Araf 8 Enfal 9 Tevbe 10 Yunus 1 Hud 12 Yusuf 13 Rad 14 İbrahim 15 Hicr 16 Nahl 17 İsra 18 Kehf 19 Meryem 20 Ta Ha 21 Enbiya 22 Hac 23 Müminun 24 Nur 25 Furkan 26 Şuara 27 Neml 28 Kasas 29 Ankebut 30 Rum 31 Lokman 32 Secde 33 Ahzab 34 Sebe 35 Fatır 36 Yasin 37 Saffat 38 Sad 39 Zümer 40 Mümin 41 Fussilet 42 Şura 43 Zuhruf 44 Duhan 45 Casiye 46 Ahkaf 47 Muhammed 48 Fetih 49 Hucurat 50 Kaf 51 Zariyat 52 Tur 53 Necm 54 Kamer 55 Rahman 56 Vakıa 57 Hadıd 58 Mücadele 59 Haşr 60 Mümtehine 61 Saf 62 Cuma 63 Münafikun 64 Tegabun 65 Talak 66 Tahrim 67 Mülk 68 Kalem 69 Hakka 70 Mearic 71 Nuh 72 Cin 73 Müzzemmil 74 Müddessir 75 Kıyame 76 İnsan 77 Mürselat 78 Nebe 79 Naziat 80 Abese 81 Tekvir 83 Mutaffifın 84 İnşikak 85 Büruc 86 Tarık 87 Ala 88 Gaş

iye 89 Fecr 90 Beled 91 Şems 92 Leyl 93 Duha 94 İnşirah 95 Tin 96 Alak 97 Kadir 98 Beyyine 99 Zilzal 100 Adiyat 101 Karia 102 Tekasür 103 Asr 104 Hümeze 105 Fil 106 Kureyş 107 Maun 108 Kevser 109 Kafirun 110 Nasr 111 Tebbet 112 İhlas 113 Felak 114 Nas