Yahya İbnu Sa'id (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Hayber'in fethi sırasında iki Sa'd'a (Sa'd İbnu Ebi Vakkas ve Sa'd İbnu Ubade), ganimet malından altın veya gümüş bir kabı satmalarını emretti. Onlar, her üç (birim)'i aynı dört (birim) mukabilinde, veya her dört (birim)'i üç (birim) ayın mukabilinde sattılar. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) onlara: "Siz riba yaptınız, geri verin" emretti." | Yahya İbnu Sa'id (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Hayber'in fethi sırasında iki Sa'd'a (Sa'd İbnu Ebi Vakkas ve Sa'd İbnu Ubade), ganimet malından altın veya gümüş bir kabı satmalarını emretti. Onlar, her üç (birim)'i aynı dört (birim) mukabilinde, veya her dört (birim)'i üç (birim) ayın mukabilinde sattılar. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) onlara: "Siz riba yaptınız, geri verin" emretti." | Humeyd İbnu Abdirrahman İbni Avf anlatıyor: Emevi halifesi Mervan kapıcısına: "Ey Rafi! İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'a git ve de ki: "Eğer bizden herkes, ettiği ile sevinmesinden ve yapmadığı şeyle de övülmekten hoşlanmasından dolayı azab görecekse, toptan hep azaba maruz kalacağız demektir." İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) kendisine bu söylenince şöyle dedi: "O ayetten size ne? O ayet, Ehl-i Kitap hakkında inmiştir." Sonra şu ayeti okudu: "Allah kitap verilenlerden, onu insanlara açıklayacaksınız ve gizlemeyeceksiniz diye ahid almıştı. Onlar ise, onu arkalarına atıp, az bir değere değiştiler. Alış-verişleri ne kötüdür. Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananların, sakın sakın onların azaptan kurtulacaklarını sanma, elem verici azab onlaradır." (Al-i İmran, 187-188). İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) sözüne devam ederek şu açıklamayı yaptı: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) onlara bir husus sordu, gerçeği gizleyip, değişik şekilde yanlış cevap verdiler. Üstelik kendilerine sorduğu hususa verdikleri cevap sebebiyle medhedilmeyi beklediklerini de iş'ar ettiler. Ayrıca sorulan şeyi ona gizlemiş olmalarına da sevindiler." | Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Hz. Ömer radıyallahu anh beni, zekat (toplama işine) tayin etti. Bu işi tamamlayınca bana ücret verilmesini emretti. Ben: "Ben Allah rızası için çalıştım, ücretim Allah üzerinedir!" dedim. Hz. Ömer: "Sen, sana verileni al. Nitekim ben de Resûlullah aleyhissalatu vesselam zamanında çalışmıştım. Bana ücret verdi. hatta (ilk seferinde) ben de senin söylediğini söyledim. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam bana: "Sen istemediğin halde sana birşeyler verilirse, onu al ye ve tasadduk et!" buyurdular" dedi." | Hz. Enes (radıyallahu anh), "Ehl-i Kitap'tan o kafiır kardeşlerine: "Açıdolsun, eğer siz yurtlarınızdan çıkarılırsanız biz de muhakkak sizinle beraber çıkarız, sizin aleyhinizde hiçbir kimseye ebedi taat etmeyiniz. Eğer sizinle harp ederlerse muhakkak ve muhakkak biz, size yardım ederiz" diyen o münafıkları görmedin mi? Halbuki Allah şahidlik eder ki, onlar hakikaten ve katiyyen yalancıdırlar" (Haşr, 11), mealindeki ayette zikri geçen kimsenin münafıkların başı Abdullah İbnu Übey olduğunu, bu sözü Beni Nadir Yahudilerini Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in Medine'den çıkarmak istediği zaman, onları Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e karşı tahrik etmek için söylediğini belirtir." | Hz. Aişe (radıyallahu anha) diyor ki: "Şu ayet dua hakkında nazil olmuştur: "(Ey Muhammed) namaz kılarken sesini yükseltme, gizli de okuma..." (İsra, 110). | Malik İbnu'I-Huveyris (radıyallahu anh)'ten rivayete göre, arkadaşlarına: "Size Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın namazını haber vereyim mi?" diye sormuştur. Ebu Kilabe der ki: "(Böyle söyledikten sonra), bize şeyhimiz Ebu Yezid'in namazı (gibi) namaz kıldırdı. Ebu Yezid, başını birinci ve üçüncü rek'atin ikinci secdesinden kaldırınca otururcasına doğrulur sonra kalkardı." | Hz. Muaviye İbnu Ebi Süfyan radıyallahu anhüma minber üstünde şunu anlatmıştır: "Resulullah aleyhissalatu vesselam Ramazan ayından önce minberde buyurdular ki: "Ramazan falan gün başlayacak. Biz daha önceden oruç tutarız. Dileyen önceden başlasın, dileyen de (o güne kadar tutmayı) tehir etsin." | İkrime rahimehullah anlatıyor: "Ümmü Habibe radıyallahu anha müstehaze idi. Kocası ona temasta bulunurdu. Aynı hal Hamne Bintu Cahş radıyallahu anha için de mevzubahis idi." | Sehl İbnu Ebi Hasme (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) yaş hurmayı kuru hurma ile değiştirmeyi yasakladı ve "Bu riba'dır, buna müzabene denir" buyurdu. Ancak ariyye satışını bundan istisna etti. Ariyye bahçe sahibinin ayırdığı bir veya iki hurma ağacıdır. Onların başındaki meyvenin kuruyunca ne kadar olacağını göz kararıyla tahmin eder. Bunun bedelince yaş hurma (satın alıp) yer". Tirmizi bir başka rivayette şu ilaveyi kaydeder: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yaş üzümü kuru üzümle her meyveyi, meyve cinsinden tahmini karşılığıyla satmayı yasakladı." Yahya İbnu Said ariyye'yi şöyle açıkladı: "Kişinin ailesine yedirmek maksadıyla birkaç hurma ağacının yaş meyvesini, -miktarını tahmin yoluyla takdir edip- kuru hurma karşılığında satın almasıdır." | Ca'fer İbnu Muhammed babasından naklediyor: "Ömer İbnu'l-Hattab (radiyallahu anh) Mecusileri mevzubahis ederek: "Onlar hakkında nasıl hareket etmem gerektiğini bilmiyorum" dedi. Abdurrahman İbnu Avf(radiyallahu anh): "Sana şehadet ederim ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle şöyle dediğini işittim: "Onlara, Ehl-i Kitaba davrandığınız gibi davranın". | Hz. Aişe (radıyallahu anha) bir başka rivayette şunu söyler: "Kendisinde dikbaşlılık olan bir deveye bindim. (Hırçınlık etmeye başlayınca ileri-geri sürmeye başladım. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatü vesselam): "Rıfkla, tatlılıkla davran! diye müdahale etti..." | Yine Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Ümmü Süleym (radıyallahu anha) Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a "Rüyasında, erkeğin gördüğünü gören kadın hakkında sorarak, gusül gerekip gerekmiyeceğini öğrenmek istedi. Aleyhissalatu vesselam: "Evet! suyu görürse!" cevabını verdi. Aişe (radıyallahu anha) (Ümmü Süleym''e yönelip:) "Allah hayrını versin (neler söylüyorsun)? '' diye ayıpladı. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) (Aişe'ye yönelerek): "Ey Aişe, bırak onu, (dilediğini sorsun!) Öyle olmasa (çocuklarda anne tarafına) benzerlik olur mu? Kadının suyu erkeğin suyuna üstün gelirse, çocuk dayılarına benzer; erkeğin suyu kadınınkine üstün gelirse, çocuk amcalarına benzer '' buyurdular.'' | Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor. "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Müslüman olan bir kul, sahib olduğu her bir maldan Allah yolunda bir çiftini infak ederse, cennetin kapıcıları onu mutlaka karşılar ve her biri kendi beklediği kapıdan girmesi için davet eder." "Bu nasıl olur?" diye sorulmuştu, şöyle cevap verdi: "Diyelim ki malı deve cinsindendir, iki deve; sığır cinsindendir, iki sığır (infak eder)." | Ebu Davud'un diğer bir rivayetinde şöyle der: "Bunu söyledikleri zaman siz: "Allah birdir, Allah sameddir (ne bir yaratıcıya ne de bir başka şeye muhtaç değildir), doğurmadı, doğurulmadı da. O'nun bir dengi de yoktur" deyin, sonra solunuza üç kere tükürüp istiaze ile şeytandan Allah'a sığının." | İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Biz, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) devrinde yürürken yer, ayakta iken içerdik." | Zuba'a Bintu'z-Zübeyr İbnu Abdi'l-Muttalib -ki bu kadın el-Mikdad İbnu Amr (radıyallahu anhüma)'ın nikahı altında idi- anlatıyor: "Mikdad, hacetini kaza etmek üzere Bakiu'I-Habhabe'ye gitti. Orada bir fare, bir delikten bir dinar çıkarıyordu. Sonra birer birer dinarlar çıkarmaya devam etti. Tam on yedi dinar çıkardı. Sonra da kırmızı bir bez çıkardı. Bu, dinarların içine konmuş olduğu bez olmalıydı. Bezin içinden bir dinar daha çıktı. Tamamı onsekiz dinardı. Mikdad bunları Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a götürüp durumu haber verdi ve: "Bunun sadakasını alın!" dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ona sordu: "Sen deliğe eğildin mi?" "Hayır." "Öyleyse Allah bunu sana mübarek kılsın!" dedi." | Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İki kelime vardır, bunlar dile hafif, terazide ağır, Rahman'ada sevgilidirler: Sübhanallahi ve bihamdihi, Sübhanallahi'l-azim. (Allahım seni hamdinle tesbih ederim, yüce Allahım seni tenzih ederim) kelimeleridir." | Ubeyd İbnu Umeyr anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) iki rükne geldiği zaman (öpmek için) bunlar üzerine abanır, sıkışıklık yapardı. Kendisine: "Ey Ebu Abdirrahman, dedim, sen Resûlullah'ın diğer ashabının hiçbirinde görmediğim şekilde bu rükünlere abanıp sıkışıklık yapıyorsun (sebebi nedir)?" Bana şu cevabı verdi: "Ben böyle yapıyorsam, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'tan şunu işittiğim içindir: "Bu iki rüknü meshetmek günahlara kefarettir." Keza Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'tan şunu da işittim: "Kim şu Beytullah'ı bir hafta boyu tavaf eder ve sayarsa bir köle azad etmek gibidir." Keza şunu da söylediğini işittim: "Kişi tavaf için bir ayağını koyup diğerini kaldırdıkça her adımı sebebiyle Allah onun bir hatasını siler ve bir sevap yazar." | Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Hz. Adem ve Musa aleyhimasselam münakaşa ettiler. Musa, Adem'e: "İşlediğin günahla insanları cennetten çıkaran ve onları şekavete (bedbahtlığa) atan sensin değil mi!" dedi. Adem de Musa'ya: "Sen, Allah'ın risalet vermek suretiyle seçtiği ve hususi kelamına mazhar kıldığı kimse ol da, daha yaratılmamdan (kırk yıl) önce Allah'ın bana yazdığı bir işten dolayı beni ayıplamaya kalk (bu olacak şey değil)!" diye cevap verdi." Resûlullah devamla dedi ki: "Hz. Adem Musa'yı ilzam etti!" | Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam güneş doğmazdan önce alış-veriş pazarlığı yapmaktan ve süt vermekte olan hayvanları kesmekten men etti."  
 
       

- Adıyaman Grup Ravza Ekibi Facebook'ta

www.facebook.com/grupravza

 

 

 


 

 
 

 

 

 

 
 
 

Grup Ravza 2011

Her Hakkı Mahfuzdur

 

 

 
 

NEDEN RAVZA İSMİ ?
Ravza, bahçe ve cennet anlamına gelir.
Ravza-i Mutahhara ,alemlerin Efendisi Hz.Muhammed (as)’in medfun bulunduğu yerdir.
Ravza ismi dudaklarımızdan döküldüğü anda gül yüzlü Muhammed Mustafa düşer aklımıza. Gül kokusu üzerimize sinmiş Can Ahmed’i
,vuslat ümidiyle salat ve selam getirerek anarız.Dilimizden kalbimize iner usul usul bir
nur…Kainatın gülünü Sultanlar Sultanını azalarımızda yaşamak ne büyük onur.
Dünyalık gözlerimizle göremediğimiz ama görmeden çok sevdiğimiz sevgiliyi anlamak O’nun şefaatine götürecek tek yoldur bizler için.
İşte Ravza ismi kararan kalplerimize, bunalan gönüllerimize sükuneti yaşatır adeta.
Rasulullah’a aşkımızı, cemaline hayranlığımızı, kendisine hasretimizi salatu selamla ifade ederiz.
Ravza ismi salavat’a, Salavat Rasulullah’a Rasulullah ise bizleri Allah’a götürür. En son durak,en güzel dayanak Allah değil midir bizlere.
Yar’ı Baki’yi razı etmek değil mi tek dileğimiz. Rabbim kendi adını anmayı,Allah ismini yanına çok yakışan Muhammed Mustafa’yı anlamayı bizleri nasip eylesin.
Buna vesile olabilirsek nu mutlu bizlere.
Her programımıza Allah ve Rasulunu anma heyecanı ve aşkı ile başlarız.
Okuduğumuz ilahiler, kasideler,salatu selamlar bizi bir Mekke’ye götürür,bir Medine’ye.
Bütün güzellikleri yaşarız söylediklerimizle…
Düğümlerimizde, eğlencelerimizde sevinirken ölçülü olmamız gerektiğini,
Düğümlerimizde, eğlencelerimizde sevinirken ölçülü olmamız gerektiğini, bu ölçülü davranışımızla halkımızı ve onun güzide Peygamberini razı edeceğimizi biliyoruz.
Hem düğünlerimizde,hem cenazelerimizde sağanak sağanak rahmet yağdığını görmek
istiyorsak,meleklerin bize şahit olduğu,amel defterimize güzelliklerin yazıldığını ortamları oluşturmak zorundayız.Allah ve Rasulunun zikredildiği yerde rahmet olur,Şeytan duramaz orada.
İşte bu amaçla Ravza İlahi Grubu kuruldu.
Her türlü düğün, sünnet, nişan, kına, kutlu doğum programları,
ramazan ayı etkinlikleri, konserler ve özel günlerinizde vs. size hizmet etmenin
heyecanı içerisindeyiz. Rabbim muvaffak eylesin.
Cehennemi yaratan ama kullarını cennetinde yaşatmak isteyen Rabbimiz amellerimizi


halis kılsın. Bizleri sizlerden ayırmasın


Fatiha 2 Bakara 3 Al-i İmran 4 Nisa 5 Maide 6 Enam 7 Araf 8 Enfal 9 Tevbe 10 Yunus 1 Hud 12 Yusuf 13 Rad 14 İbrahim 15 Hicr 16 Nahl 17 İsra 18 Kehf 19 Meryem 20 Ta Ha 21 Enbiya 22 Hac 23 Müminun 24 Nur 25 Furkan 26 Şuara 27 Neml 28 Kasas 29 Ankebut 30 Rum 31 Lokman 32 Secde 33 Ahzab 34 Sebe 35 Fatır 36 Yasin 37 Saffat 38 Sad 39 Zümer 40 Mümin 41 Fussilet 42 Şura 43 Zuhruf 44 Duhan 45 Casiye 46 Ahkaf 47 Muhammed 48 Fetih 49 Hucurat 50 Kaf 51 Zariyat 52 Tur 53 Necm 54 Kamer 55 Rahman 56 Vakıa 57 Hadıd 58 Mücadele 59 Haşr 60 Mümtehine 61 Saf 62 Cuma 63 Münafikun 64 Tegabun 65 Talak 66 Tahrim 67 Mülk 68 Kalem 69 Hakka 70 Mearic 71 Nuh 72 Cin 73 Müzzemmil 74 Müddessir 75 Kıyame 76 İnsan 77 Mürselat 78 Nebe 79 Naziat 80 Abese 81 Tekvir 83 Mutaffifın 84 İnşikak 85 Büruc 86 Tarık 87 Ala 88 Gaş

iye 89 Fecr 90 Beled 91 Şems 92 Leyl 93 Duha 94 İnşirah 95 Tin 96 Alak 97 Kadir 98 Beyyine 99 Zilzal 100 Adiyat 101 Karia 102 Tekasür 103 Asr 104 Hümeze 105 Fil 106 Kureyş 107 Maun 108 Kevser 109 Kafirun 110 Nasr 111 Tebbet 112 İhlas 113 Felak 114 Nas